-Selam
-?
-Benim özge, tanımadın mı?
-....
-Karartılığım yanıltmasın seni, uzunca görünüyorum, yüzüm de biraz belirsiz ama olsun ellerim aynı bak ellerime uzan açtım sana ellerimi sen de aç kenetleyelim hadi onları alalım güneşi arkamıza koşalım alabildiğine devam eden tozlu yollarda, neden mi deniz kenarına gitmiyoruz?
bizim hikayemizde deniz kenarı yok küçüğüm...
bizim hikayemizde tozlu bir yol var, koştukça uçuşan rüzgarın yardımıyla hakimiyeti eline almış toz, toprak...
bu böyle, bu sefer gelecek ve umut ışığı yok,
bu sefer dip var, mutsuzluğun keyfini sürmek, acının tadına varmak var...
çıkmak için çabalamak yerine dibi sevmek var, en azından denemek.
Sen çırpındıkça ben toz içinde kalıyorum bırak küçüğüm bırak artık debelenmeyi sen de akışına bırak herşeyi. Yapma ama böyle ağlama bak benim de gözlerim doluyor- tamam tozdan yaşarmış da olabilir kabul ediyorum,- ne kadar mı duygusuzum?
(gülümsüyorum) teşekkür ederim, ben böyle olmak için çok mücadele ettim çok çıkmaya çalıştım çok toz içinde kaldığım oldu, en güzel elbiselerimi kirlettim ben bu yolda, beyazdı çoğu o günlerde simsiyah oldu üstümde
üzüldüm...
Şaşırma, ben de üzülebiliyordum tabii bir zamanlar, bir gölge haline gelmeden önce ben de ağlıyordum, ben de hayıflanıyordum, itiraf ediyorum isyan ediyordum, sessiz çığlıklarım bu yolda yankılandı benim canım çok yandı,çok tozlandım küçüğüm boğazıma kadar battım nefesim kesildi,tıkandım,gözleri yakıyor bir de bu melet batıyor kırpıştırıyor nefret ediyorsun etrafını görememek iç sıkıcı. Bak o günlere döndüm çenem düştü
demek istediğim küçüğüm, biz burdayız tozlu bir yoldayız önce bunu kabul et git eski kıyafetlerini giy beyazı tercih etme derim ben, gerçekleri gün gibi gösterir o neme lazım şimdi, sonra şaçını topla ya da kestir en iyisi sen onu bak bana kısacık yaptım belime kadar uzanan canım saçımı olsun böyle de güzel?
Hadi gel ağlama ver elini, saklambaç oynayalım ister misin?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder