7 Şubat 2011 Pazartesi

Lafta Kalır


ben anlatırken yüzüme bak




insanoğlunu anlamak zor zanaat, bir yaptıklarından pişman bir de yapmadıklarından. tek bir aşama istiyorum - karar verme zorunluluğu olmayan.


-o


-bu


derken geçen zamanıma yanıyorum




hayatın kısalığından şüphe etmiyoruz artık,


o ince çizginin farkındalığındaysak bingo!


artık büyüdük.


çocuk kalmak istemenin bencillik diye atfedildiği keskin virajdayız.


canımız sıkkın


sayıp sövüyoruz dinine yandığımız kahpe dünya düzenine.


sil baştan bir düzen istiyoruz.


28 Ocak 2011 Cuma

okudum - yazdı(m)


hadi kendimizi sevelim...

böyle oluyormuş bu işler, kendini sev
cebinde biriktirdiğin çakıl taşlarından kurtul önce at onları gün geleceklerle başlayan cümleleri de tüket haddine mi şimdi bütün bu aşk meşk işleri
Siktir et

burda hava bozuk

pencere kapalıysa kapıya o da yoksa duvarlara...
kişi değil varlığından şüphe ettiğin yaratıklara
Anlat


hadi tut şu eli, ben yokum ki senin için, hiç olmadım
ben kişi?

ben özne?
yoo...ben sadece tümleç, dolaylılığım sınanamaz
dış kapıda mandal ama beyninde hep bir kurt
Ağla

hakkettiğin kadar varsın

kendini sevmekle başlamalısın

kimin nesisin


kafamdakilerle mutluyum demişti birileri bir zamanlar şimdi sorsan adını bile hatırlamam dokunmadan kalkamam sanırken tükettiğimizi anladığım bu günlerde artık daha da güçlüyüm. bitmeyen tek bir şey söyleyin bana... vazgeçilmez olan tek bir doğru, var mıdır? nasıl iştir bu hem ağlayıp hem gidiyorsun demiş ya hani yazar öyle işte hem ağlarım hem de giderim bilirim artık susulması gereken yerde susulur, git demek koysa da laf ağızdan bir kere çıkar. senden aldıklarımı mağaramda saklıyorum bana özel karanlıklar içinde ışığım oluyor onlar benim çaldım aslında ben. Senin bile göremediğin içindeki çocuğu sevdim ben. onu da aldım giderken benden başkasına kalamazdı zaten, biz sevdik birbirimizi koca adam, sen bilmesen de, farketmesen de an geldi gözlerinden çıkıverdi o çocuk sev beni dedi beni sev çünkü ben seviyorum seni dedi. Anlaştık ve kaçtık. Şimdi derdine yan ya da yanma ne yaparsan yap yeter ki bize bulaşma. balonlarımızı renklerle süsledik hani şu senin off larınla şişirdiğin balonlar... bugünlerde bizim en büyük zevkimiz oldu senden kaçmaya çalıştıkça sana çıkıyor sanma yollar. Kendini bir şey sanma. Bu kadına kulak ver aklın varsa bu çocuğubenden alma

14 Kasım 2010 Pazar

bir gece ansızın...


çok özlüyorum seni - tıpkı eski günlerdeki gibi, temiz tutamıyorum yüreğimi senaryolar trajedik bitiyor, tükettim mutlu sonları kanlar akıttım sayfalarıma- hala seni sayıklayan kan damlaları her zerresi isyanda, yalnızlık değil ki umrumuzda.
senin çocuklarını doğuruyorum, bitik zaman aralıklarında...
bir sen oluyorlar bir de ben. seviyorum onları nefretimle okşuyorum. seni bana hatırlatan her şeyden kaçıyorum.

tozlarını üstümden atmak can sıkıcı, isyanlar zincir olup boynuma dolanıyor cebimden harcıyorum, getiriler dibe vurdu şu sıralar götürüler sürüyle tanımadık yüzleri şeçiyorum gecenin karanlığında, ummadık anda bir bal kabağı çıkıyor karşıma,
saat 12' yi buldu
anılar uyudu

12 Kasım 2010 Cuma

YENİlesi


hiç olmayacak biri tam da şimdi ne dedi =)
"eskiden yeni olmaz"
kafam da iyi... sayfalarca yazılır bunun üzerine, mutlulukla, aşkla,özlemle... ateşe dokunur gibi yazılır mide ağrıları sineye çekilir, el telefona gider ey sevgili yapma gözünü seveyim...
sarhoşum hatırlamıyorum dostlar... bazı kelimeler hatalı yazılır sarhoşsun ya şttt aramızda;)
iyi oldu! bu konuya da değinmek lazım bir gün sarhoşken hatırlamadıklarımız... bunu sonraya erteliyorum.


gelelim konumuza: insan ilişkileri...
eski dediklerimiz, eskittiklerimiz.
kalbini alıp gittiklerimiz kokusu hala bizde olanlar ... ya da yırtılmış fotograflar, saklanan mektuplar, yıllar öncesinden kalan hediyeler...

keşkeler...
ah o keşkeler...

birine veda etmekten kötüsü yok her ne yaşanırsa yaşansın hayattayken öldürmek zor hem de pek çok kere zor. her şeyiyle zor.
dostu kaybetmek, sevgiliyi,eşi...
genelden özele ilişkilerini şekillendirir insan. genel çevre arasından değerler biçer birilerine o değerleri sunar onlara... onlar ki bilirler insan denilen yaratık değeri kalıp yapıp sunmamış onlara,yaşamış hissetmiş hissettirmiş... dahası seçmiş birini seçmek! "bu" demek zor, güvenmek zor sevebilmek zor. hiç beklemediklerimden beklenmedik darbeler alan ben bu konuya böyle yaklaşırım tabii...

çok mu şey istiyorum diyorum?
heeey arkadaş
ANLA,

TANI,

Dilden öte duruşumuz anlatsın bizi

herkes sussun.

Kaybettiğini düşünen aciz beyinler yapsın hesapları şimdi.

deliyim

delisin

ben gibisin.

bırakalım onlar düşünsün

eskidiler.


uzun zaman önceydi
bir vardı... puffff...
yok oldu

22 Ekim 2010 Cuma

Ben Benle bir Ben...

Ben bendeyim belki de ilk kez bu gece,
garip bir aidilik duygusu içimde
ben kendimim sensiz bir benim...
ne çok zaman olmuş bitter çikolata bana yabancılaşmış,
yediğim yemeklerin de bir tuzu varmış
şarabımın rengi iştah kabartıcı
dudağımdaki ruj daha kırmızı, tırnaklarımda oje...

saçım siyahlığını geceden alırken ben huzurumu kuşluk vakitlerine borçluyum,
uyuyamamaktan şikayetim yok, hayatı uzatmak dedikleri bu olsa gerek,
UYANIK OL!!!

dedim ya garip bir tanışma faslı
selam ben özge...
içinde bir yerlerde
küçük kız çocuğu, evciliklerden yorgun, oyunlara yabancı...
geldim özge...
geldim işte...
sana geldim yıllar sonra konuşmaya başladım, korkaklığımı beraberimde getirdim cesaretin aslan sütünden ağzımız yandı,yoğurdumuz meyveli hayatın aromasına alış ama üfle, bu sefer üfle
YANMA!!!

keyfim yerinde, alacaklı taraf borçları kapadı, deftere kocaman bir NOKTA.
yeni hayata merhaba,
geldim özge...
hoşgeldin,
GECİKTİN!!!

12 Eylül 2010 Pazar

nefretin etekleri havalı


keşkelerime iyi ki eklediğim bu günün şerefine...

aldım kağıdı kalemi elime

sıçayım ağzından dökülmeyen o iki kelimeye

gittin gideli ben de böyleyim işte

kelimeleri tükettim,
boş sayfalardan morumsu cümleler aktıyorum içerime

sana inat, hayata inat pembelikler seçiyorum kendime

sığ sularda avlanmayı bıraktım
derinliğine kimse sevgili olmadı...