30 Nisan 2010 Cuma

gölgelerin gücü adına


-Selam
-?
-Benim özge, tanımadın mı?
-....
-Karartılığım yanıltmasın seni, uzunca görünüyorum, yüzüm de biraz belirsiz ama olsun ellerim aynı bak ellerime uzan açtım sana ellerimi sen de aç kenetleyelim hadi onları alalım güneşi arkamıza koşalım alabildiğine devam eden tozlu yollarda, neden mi deniz kenarına gitmiyoruz?
bizim hikayemizde deniz kenarı yok küçüğüm...
bizim hikayemizde tozlu bir yol var, koştukça uçuşan rüzgarın yardımıyla hakimiyeti eline almış toz, toprak...
bu böyle, bu sefer gelecek ve umut ışığı yok,
bu sefer dip var, mutsuzluğun keyfini sürmek, acının tadına varmak var...
çıkmak için çabalamak yerine dibi sevmek var, en azından denemek.
Sen çırpındıkça ben toz içinde kalıyorum bırak küçüğüm bırak artık debelenmeyi sen de akışına bırak herşeyi. Yapma ama böyle ağlama bak benim de gözlerim doluyor- tamam tozdan yaşarmış da olabilir kabul ediyorum,- ne kadar mı duygusuzum?
(gülümsüyorum) teşekkür ederim, ben böyle olmak için çok mücadele ettim çok çıkmaya çalıştım çok toz içinde kaldığım oldu, en güzel elbiselerimi kirlettim ben bu yolda, beyazdı çoğu o günlerde simsiyah oldu üstümde
üzüldüm...
Şaşırma, ben de üzülebiliyordum tabii bir zamanlar, bir gölge haline gelmeden önce ben de ağlıyordum, ben de hayıflanıyordum, itiraf ediyorum isyan ediyordum, sessiz çığlıklarım bu yolda yankılandı benim canım çok yandı,çok tozlandım küçüğüm boğazıma kadar battım nefesim kesildi,tıkandım,gözleri yakıyor bir de bu melet batıyor kırpıştırıyor nefret ediyorsun etrafını görememek iç sıkıcı. Bak o günlere döndüm çenem düştü
demek istediğim küçüğüm, biz burdayız tozlu bir yoldayız önce bunu kabul et git eski kıyafetlerini giy beyazı tercih etme derim ben, gerçekleri gün gibi gösterir o neme lazım şimdi, sonra şaçını topla ya da kestir en iyisi sen onu bak bana kısacık yaptım belime kadar uzanan canım saçımı olsun böyle de güzel?
Hadi gel ağlama ver elini, saklambaç oynayalım ister misin?

27 Nisan 2010 Salı

sen, ben ve bu oda...

başka kimse olmasa,
pencerenin ardında bir hayat yok- hani şu dolunayı izleyip öpüştüğümüz pencere...
biri ya da birileri, birşey ya da birşeyler yoklar, kayboldular.
biz varız; ben, sen ve bu oda...
ışımız var rengi atmosfere bağlı
mona var lisa var
bir de fonda tekrarlayan 4 şarkımız...

mutluluğun fotoğrafı çok konuşuldu, çekilir mi çekilmez mi
biz huzurla ilgilendik, ruhumuzu dinlendirdik
bedenleri hür bırakıp ruhları seviştirdik.

gecenin rengi parlak kokusu diğer günlerdekinden farklıydı
tat vardı o gecede, acının hüznü kadar mutluluğun galibiyeti

10 Nisan 2010 Cumartesi

tersim mi dersin?

sana artık öyle bakmıyorsam vardır elbet bir sebebi,

yorgunum, sıkkın ve de bıkkın. Melankoliyse melankoli adına her ne derseniz diyin özüne erişemezsiniz. uzaktayım oralarda bir yerlerde değil öyle, taa ötelerdeyim uçsuz ve bucaksız ve zamansız ve sabırsız.
yalnızlık kol geziyor, bedenimden öte ruhuma işliyor
böyleyim ben de
her ne yaşarsam yaşayayım uçlardayım
ordayım ama bir de burdayım
varım ama yokum
bakarım ama görmem
duyarım, söylemem

ben uçtayım,
kanayan yaralarımla oynarım
bir de sonra ağlarım
gözyaşı da benim yara da
ağlarım
bilmezsiniz siz, kanım durmayacak olursa bir gün ...
işte o gün ...
o gün bugün.

4 Nisan 2010 Pazar

ben böyle olsun istemedim

hiç düşünmedim ne ismini ne de cismini
düşünemedim,
bir anda geldiğin gibi bir anda da gittin sen benden
ha bana sorsan hiç gelmemiş olmanı yeğlerdim acım büyük, götürülerin çok...
kirlendim,
seninle değil, seni görmemezlikten gelmeyle kirlendim ben.
büyüdüm,
elimden oyuncaklarımı alıp gittin sen
gittin
gitmeliydin
sen gittin, ben de bittim.



kendin yoktun dahaca, yerin vardı
bulamadık önce seni, sakladın belki de kendini
gördüm,
sonsuz bir boşlukta, karanlıklar içindeydin
sevmedim seni, suçladım
isyan ettim yalan değil bana kesilen bir faturaydın sen
şu ocağa incir diktirtenlerden.
sonra sevdim bir an.
ufaktın ya, kaderin benim ellerimdeydi ya
ben büyüdüm sen küçüldün
ben kirlendim sen sonsuzlaştın


sonra rüyamda lanetlendim
elime tef verildi
al bayram yap şimdi denildi
bayramın olsun senin nisan 1
bizim yollarımız burada ayrıldı
aç oku
sonra da bak başının çaresine denildi
okudum
yıkıldım.
çektiğim acılar acı değilmiş, gördüğüm rezillikler rezillik de değilmiş
ben ben değilmişim
ben senle değişmeliymişim


ağlama özge nasıl uyursan öyle uyanırsın
usulca veda ettim
sen gittin, ben de bittim.