30 Mart 2010 Salı

Dip Not:


ha bu arada eski sevgiliden dost falan olmaz kardeşim
kim demişse yalan demiş
eski sevgiliden dost ol-maz
sevgili vasfını alamamışsa (bir de öyleleri var)
erken uyandığın için kendini şanslı say
ateşle oynanmaya gelmez
bunu da yanına kar say
hoşçakal

29 Mart 2010 Pazartesi

aşk

şimdilerde iki kişiyiz
o ve ben...
ben ve o...
siz ne derseniz deyin biz iç içeyiz

içimde o, büyütüyorum korkmadan yeşermesine izin veriyorum
görüyorum
dallanıp budaklanmasına hayret ediyorum
duyuyorum
mutlu o, benim içimde gurur duyuyorum
hissediyorum
çünkü dokunuyorum
dokunabiliyorum artık, var... o işte orda bak dokunuyorum o da beni okşuyor kırılmamdan korkarcasına nazikçe...
korkak ama kararlı.
kokluyorum
kokusu bende saklı öyle baş döndürücü ki onsuz olamam diyorum
ama sonra susuyorum, söylemedim bilmiyor daha o tomurcuklarını açmak için ağzımdan çıkacak tek söze bakıyor e bu da hoşuma gidiyor
kal benle
kal...
büyü yeşer koskocaman çınar ol yıllan benle, yıllan içimde değer kazan gün geçtikçe değerini yitirme
farkın bu olsun senin diğerleriyle.

18 Mart 2010 Perşembe

alıştım

kilo almışsın ama gülüşün aynı
gözlerinde yorgunluk ama bakışın aynı
yine yanında bir başkası...

özlediğimden değil merakımdan, mutlu musun şimdilerde
feda ettiğimiz onca şeye değdi mi
soru işaretlerim olduğundan değil kaybettiklerimin seceresi sadece...
kırgınlıklarım, özlemlerim herşeyimi alıp gittin ben de kalan anılarımız ve birkaç fotoğraf...
bazen fallarımda çıkıyorsun bazen de rüyalarıma geliyorsun
o kadar...
gitmeler koymuyor senden sonra
gelirler ve giderler
gelirler
giderler.

14 Mart 2010 Pazar

artistliğe gerek yok

karmaşıklığın kol gezdiği günümüzde alın size basit bir denklem "kişinin benliği, ilişki içinde var olduğunu hissettikçe gelişir" (sıdney jourard).
yok artık...
karmaşanın tam ortasına düşmek, kadın ve erkeğin asli görevlerini,sosyal kimliklerini,varlık sebeplerini sorgulamanın,sorgulamayı bırak bunun üzerine -acaba demenin başladığı yerde başınıza gelen en komplike durumdur.labirentte gibisinizdir çünkü bunun üzerine milyonlarca şey yazıldı bu zamana kadar ama bakın aşkın bir tanımı dahi yok hala. bu da ne demek aslında bence bu şu demek :
siz avazınız çıktığı kadar bağırıp ben bu konuda uzmanım, ilişkiler üzerine bilmem kaç yıllık tecrübem, bilmem nerelerde lisanslarım var en önemlisi de geçmişteki kahrolası acılarım biriken tecrübelerim ve dahası yediğim kazıklarım var deseniz de bunun size bir hayata yetecek kadar,sorularınıza cevap oluşturabileceğini düşünmediğim demek...
bu;
tabularım,kıstaslarım,önyargılarım yok demek...
ilişkilerin bir matematiği olsa herşey daha kolay olurdu işte o zaman biz de doğrusunu yanlışını tartışabilecek duruma gelebilirdik,strateji uygulayıp bunun nimetlerinden yararlanan dostların kurbanları haline de gelmezdik, en güzel tarafı da bu olurdu heralde. -
yanlış yoldasın yanlıış bırak burnu sürtsün biraz,
arama, bekle sen üstüne gittikçe kaçar
hangimiz duymadık ki bu tip söylemleri? daha da kötüsü hep haklı çıkarlar onlar
üsteledikçe, duygularıyla hareket ettikçe insan dahası zırhını çıkarıp tüm çıplaklığıyla kaldığında,oynamayı ve plan yapmayı bıraktığında, deyim yerindeyse onların sözüne gelir...
ne bu şimdi matematiğe mi indirgedik? yok işte, o kadar kolay değil. bu değil formül! bunu bilmek birşey kazandıracaksa size, adına güvensizlik dersiniz bir yerden sonra o kazandırdığı şeye.
elimizde ne var?
kimi zaman kaçan kovalanır taktiğimiz, kimi zaman bunu da deneyeyimle gelen davetkarlığımız ,kimi zaman aşk sandığımız mide ağrılarımız kimi zamansa bile bile lades durumlarımız...hepsinin altında yatan; kadın ve erkeğin karmaşıklığına indirgenen,kavramsallaştırılan dahası sövülesi bir hal alan şeydir.
-ŞEY
bilnmeyen adı üstünde "-şey"
hayatın merkezindeki x'tir çözümü ise ne yaşla ne zekayla ne de yaşanılanlardan alınan dersle ilgilidir. çözümü ne istediğin ve karşındakinden ne bulduğunla alakalı BİRŞEYDİR.

bu konu da göründüğü kadar basit değildir.

11 Mart 2010 Perşembe

saklı dursun

yine de varolmak işte
yine de ...
yine de sevgiye tutunmak,
tutunmuş gibi yapmak,
hayatın üzerinde söz sahibisin ya, hayat senin hayatın ya hani...
olabildiğince doğaçlama oynamak yine de

yine de ben demiştimlere getirmek
yine de ...
yine de umuda tutunmak
tutunmuş gibi yapmak
biz geldik dünyaya öyle ya da böyle
acılar sevinçleri izliyor, sevinçler tekrar kederlere çıkıyor
bir döngüdür gidiyor
hayat en güzel oyununu böyle oynuyor yine de

bunlara rağmen yine de, sen yine uzak dur benden
gelme,çağırma,alıştırma,alışma
unutma yine de unutturma acılarımızı,geçmişimizi
örnekler vermeye devam et
saklı kalsın yaralarımız, konuşmadan paylaştığımız sırlarımız
en kötü silüetimizde en masum hali takın
oynama ama yine de


yine de döngüdeki yerimizi alalım biz seninle
inanmak isteyelim
inandıralım
yaraları kapamak olmaz ama
yeni yaralara yer vermeyelim
yine de
herşeye rağmen...

yuvarlanıp gidelim işte.

7 Mart 2010 Pazar

8 Mart

kadın haklarını sorguladığımız, haklarımıza sahip çıktığımız daha nice 8 martlara ,yazılası birtakım olaylar anısına...

8 Mart Dünya Kadınlar Günü çıkış noktası aslında bir anma günüdür. Literatürde tam adı da Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak geçmektedir. 8 Mart 1857'de New York'ta bir tekstil fabrikasında çalışan kadın işçiler, emeklerinin istismarı ve kötü çalışma koşulları sebebiyle grev başlatırlar bunun üzerine polisler kadın işçilere saldırır ve onları fabrikaya kilitlerler o esnada çıkan yangınla birlikte çoğu kadın 130 'a yakın işçi can verir bu sebeple 1910 'da Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında alınan kararla birlikte 8 Mart bugünkü haliyle anılmaya başlanır.

Çıkan bu yangından öte daha da geçmişe gidecek olursak birçok trajik olayla karşılaşmaktayız ne yazık ki...
-cinsiyetlerinden dolayı diri diri toprağa gömülen kız çocukları
-daha ergenliğe yeni girmişken doğum kontrolün yasaklandığı o karanlık dönemlerde anne olmaya zorlanan kadınlar
-insanın varoluşundan bu yana en büyük acizliği olan şiddete, maruz kalan kadınlar
-tecavüze uğrayan kadınlar
-emeğin sömürüldüğü kayıtdışı ekonomik alanda karın tokluğuna bir hayvan gibi çalıştırılan kadınlar
KADINLARIMIZ...

Bir de yurdumuza özgü taciz durumları vardır ki, yıllar geçse de bu kör cahillik durumunu sürdürecekmiş gibi at gözüklüğüyle bakmaya devam eden insanımızdır nedeni.
Anadolu'da okumasına izin verilmeyen, küçük yaşta evliliğe zorlanan, kendi bedeni üzerinde hak iddia edemeyen küçük kadınların aslında bu hayatta varolmak gibi bir amaçları yoktu. onlar birilerinin kendi hayatları için verdikleri bir karar sonucu dünyaya getirilmiş olan minik bedenlerdi ama gelmişlerdi işte bir kere varolmuşlardı bu hayatta hem de en aciz halleriyle...
yaşamalıydılar artık çoğu boyun eğerek adına da yaşam diyerek, hayattalar...

Bir kadın anne olduğu için ya da yemek yaptığı için değil,
bir kadın insan olduğu için insan gibi davranılmayı hakketmektedir. Bir kadın kendi bedeni hakkında kendi karar verebilecek bir beyne sahip olduğu için kararlarını kendi verebilmelidir ne toplumsal düzen ne de bir başka kişi buna engel olabilir. Bir kadın bir erkeği bir erkek de bir kadını tamamladığı için bir düzen içine yerleştirilmiştir. Bu dünya üstünlük mücadelesiyle uğraşılsın diye de yaratılmadığına göre bir kadın değer görmeyi varoluş nedeniyle hakketmektedir.

Hakları için çabalamış insanımıza,
Hakları için çabalamış insanlara saygı duyan insanımıza,
Hakları için çabalamış insanlar adına bugün hala çaba gösteren insanımıza,
Saygılarımızla...

4 Mart 2010 Perşembe

mutfakta biri var

içimdekine söyledim de az önce onun üzerine farkettim bir de izlediğim filmin etkisi var tabii julia&julia...
A true story...
benimki de farklı değil ya, işte gerçek bir hikaye.
filmi izlerken neler geçti aklımdan hepsini yazsam roman olur hikaye denilemez artık ona.

ben yumurta kıramam kabuğunu içine düşürürüm hep, onu içinden alayım derken beyazı yavşak bir hal alır zamanlamadan mıdır bilmem iyi değilim işte
julia...
özge...
boşluk...
ben yemek yapamam yapmayı da sevmem
ben yemek yapmadım yaptırmaya da çalışmadılar zaten
ben yemek yapmak istedim kabul edilmedi
işin kötüsü ben yemek yapmak istiyorum
hala umudum olduğuna inanamıyorum

biri gelecek ve ben yemek yapacağım
içine aşk katacağım
o öyle bir yemek ki, kendinden önce soslarına aşık olacak kahraman
soslarım...
içinde her tat var sanki.-yer
önce acı gibi gelir buruşturur yüzünü belki, çiğnedikçe mayhoş bir hal alır
bizim tuzumuz da biberimiz de sabır olur, o da en talısı değil midir zaten?
sabreder sabreder hala eder ve...
-kendi yaptığın yemeğe lezzetli demek yanlış olur fakat bu hakketten lezzetli olur.

biri gelsin, çıkıp gelsin
yemek yapmak istiyorum
değeri bilinen tariflerim olsun
sabredilmiş, hakkedilmiş, mutlulukla bezenmiş sonucunu doğursun

afiyet olsun...