küçük penceresinden sızan ay ışığı odasındaki sarı ışıkla uyum sağlamıştı, çok aydınlık olmasın diye iyice düşürdü ışığın miktarını...ruhu zaten iyice kararmış olan genç kadın daha fazlasını istemekten çekiniyordu. atılmış adımlar, verilmiş kararlar, yaşanan hatalar...hepsi birer sebepti onu bu pencerenin altına mahkum bırakan-özünde beş harf derinliklerde anlamı sonsuz olan SEBEP!
neydi sebep? neydi onu bu hale getiren? yaşanmışlıklar bir bir karşısındaydı işte bu dolunaylı gecede. sallanırken buldu kendini, normal değildi bu hiç, normal değildi.
sigara yaktı. ilk nefesle birlikte çıkan o sesi dinledi tütünün yanışı anlık bir huzura çıkardı yolunu.içine aldı dumanı sonra verdi. mutluluğa benzetti sigarasını... keyifli ama sonu yok. ne kadar büyük çekersen o kadar çabuk biter. yaptı son büyük vuruşunu ve bitti...
yine karanlık...
tütün de olsa bir aydınlığı vardı, sesi vardı ufak da olsa, keyfi vardı biteceğini bilse bile ... şimdi yine yalnızlığı kaldı ona bir de uyutmayan düşünceleri.
sorgulamaktan bıktı, yaşamaktan bu boktan hayatı, mutluluğa yabancılaşmaktan sıkıldı. yalnızlıktan, anlaşılamamaktan, anlatamamaktan yoruldu. uykusuz gecelerin sırdaşlığı yetmez oldu. gelgitleri karşısındaki mum gibi eritiyordu bu bedeni,ruhu.
sessizlik eriyen ruhuna zor gelmeye başladı ama yapacak bir şey yok.
sessizlik... çığlıklar içinde kaybolan sesssizlik.. kimsenin duymadığı çığlıklarıyla gelen sessizlik...
o yok bu yok şu yok...ama onlara çıkan yollar var .onlar var, onlar. düşünmekten kendini alamadığı onlar var,ordalar...
bağırsın bu genç kadın, onlar bu hayatta onu kukla misali oynatsın üstüne bir de anlamasın, duymasın... kabullensin o da bu gerçeği dolunaylı geceye bir son versin, hikaye de burada bitsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder